Hızlı Konu Açma

Hızlı Konu Açmak için tıklayınız.

Son Mesajlar

Konulardaki Son Mesajlar

Reklam

Forumda Reklam Vermek İçin Bize Ulaşın

Bilgisayar virüsleri

Tusunami

Fahri Üye
Fahri Üye
Galatasaray
Katılım
28 Temmuz 2013
Mesajlar
47
Tepkime puanı
9
Puanları
0
Konum
Universe
Web sitesi
www.twitter.com
Günümüzde bilgisayarların yegane düşmanı virüslerdir. 1980'lerin ortalarında Lahor'lu (Pakistan) Basit ve Amjad Alvi, kendi yazılımlarının kopyalandığını farkettiler. Buna tepki olarak ilk bilgisayar virüsünü geliştirdiler. Bu virüs, müşterilerinin kopyaladığı her floppy disket üzerine hem kendi kopyasını hem de telif hakkı (Copyright) mesajını koyan bir programdı. Virüsler böylesine basit bir gelişmeyle başladı,fakat zamanla tam bir virüs kültürü gelişti. Günümüzün virüsleri tüm dünyayı birkaç saat içinde sarabiliyor, manşetlere konu olabiliyor.

Bir bilgisayar virüsü, belleğe yerleşen, çalıştırılabilen programlara kendini ekleyen, yerleştiği programların yapısını değiştiren ve kendi kendini çoğaltabilen kötü amaçlı programlardır.

Teknik olarak bir bilgisayar programının virüs sayılması için kendi benzerini yapıp bunu başka programlara bulaştırması lazımdır

Virüsler bulaştıkları bilgisayarda genelde hızlı bir şekilde yayılırlar.Tıpkı grip virüsünün insan vücuduna yerleşmesi gibi, bilgisayar virüsleri de kendilerini taşıyıcı bir programa yerleştirir.Böyle virüs bulaşmış bir program bilgisayara transfer edildiğinde,bilgisayardaki diğer programlara da virüs bulaşmaya başlayacaktır.

Bilgisayar virüslerinin popüler bulaşma yollarından birisi "virüs kapmış bilgisayar programları" dır. Bu durumda, virüs kodu bir bilgisayar programına (örneğin, sık kullanılan bir ekran koruyucusuna ya da bir oyun programına) virüsü yazan (ya da yayan) kişi tarafından eklenir. Böylece, virüslü bu programları çalıştıran kullanıcıların bilgisayarları, "potansiyel olarak" virüs kapabilirler. Özellikle internet üzerinde dosya alışverişlerinin ne kadar sık kullanıldığını düşünürsek tehlikenin boyutlarını daha da iyi anlayabiliriz.

Virüslenmiş program çalıştırıldığında virüs kodu da, genellikle, bilgisayarın hafızasına yerleşir ve potansiyel olarak zararlarına başlar. Bazı virüsler, sabit diskin ya da disketlerin "boot sector" denilen ve bilgisayar her açıldığında ilk bakılan yer olan kısmına yerleşir. Bu durumda, bilgisayar her açıldığında "virüslenmiş" olarak açılır. Benzer şekilde, kendini önemli sistem dosyalarının (MSDOS ve Windows için COMMAND.COM gibi) peşine kopyalayan virüsler de vardır.

Virüs bulaşması için önceleri tek yol, floppy disketler idi. Ancak daha sonraları, gelişen bilgisayar ağları ve özellikle internet aracılığıyla da bulaşmaları olanaklı hale geldi. E-posta kullanımının yaygınlaşması ile virüsler artık çok daha hızlı yayılabilmektedirler.



Virüslerin Genel Yapısı

Virüsler baslıca üç bölümden meydana gelmişlerdir.Bunlar sırası ile kopyalama bölümü, gizleyici ve etki bölümüdür.

Kopyalama bölümü ile kendisini çalıştırılabilir dosyalara ilave eder.

Gizleyici bölümü, kendini gizleme görevi yapar. Daha ziyade anti-virüs programlarının gözünden kaçmak ve anti-virüs programını yanıltmak için oluşturulmuştur.

Etki bölümü ile asıl işlem yerine getirilir.Asıl işlemin yaptığı zararlı etkilere; verileri karıştırmak, programın bir kısmını silmek, disk veya disketin çalışmasını engellemek örnek olarak verilebilir.

Virüsler kopyalama bölümü ile bulaşmalarına rağmen bulaştıkları dosyalar farklı olabilir.Virüsler genel olarak EXE, COM, OVL, OBJ, LIB uzantılı dosyalara kendilerini kopyalarlar. Virüs bulaştıktan sonra gizleyici bölümü, program her çalıştığında aktif duruma geçer ve virüs kendini gizlemeye çalışır.Normal çalışma süresince etki bölümü pasif durumdadır. Şartlar uygun olduğunda ortaya çıkar ve etkisini gösterir. Bu bölümün şartlarının uygunlaşması; bir tarih olabilir (Örneğin CIH virüsü) , ülke kodu olabilir, kopyalama işlemi olabilir, herhangi bir verinin girilmesi olabilir. Virüs yazan bir insan için mantık geliştirme bölümü bu bölümdür. Virüs yazmanın ayrıcalığı da bu bölümde gizlidir. Çünkü diğer bölümler hemen hemen aynıdır. Yukarıda uzantıları verilmiş olan dosyaların dışında ayrıca bir program için yazılmış özel virüsler de vardır.

Virüsler Neler Yapabilir?



Bilgisayar içi yapısı tamamen programlamaya dayılıdır. Hangi donananımın nasıl ve ne şekilde çalışacağını programlanma şekli belirler. Virüs de bir program türü olduğuna göre; bilgisayarda programlamaya dayalı her şeyi yapabilirler. Yapabileceklerini sıralayacak olursak;

• Bilginiz dışında bilgisayarınızın denetimini ele geçirir.

• Bilgisayarınızın garip davranmasına neden olur, örneğin, çeşitli sesler çıkarır veya can sıkıcı iletiler görüntüler.

• Word ve Excel belgelerine bulaşan ve zarar veren makrolara gizlenirler. (Bunlara makro virüsleri denir.)

• Dosyalarınızda ciddi zararlara neden olurlar. Virüsler, verileri bozabilir, dosyaları silebilir, hatta sabit diskinizi tamamıyla silebilir.

• Zarar vermek için önceden tanımlanan tetikleme tarihine kadar (örneğin, 13. Cuma) virüsler etkin olmazlar.

• Donanımlara zarar verebilir.

En iyi huylu virüsler (görünürde zarar vermeyen virüsler) bile önemli zararlar verirler : sabit disk ve/veya bellekte yer kaplarlar, CPU zamanını harcarlar; ortaya çıkarılmaları ve temizlenmeleri için önemli miktarda zaman ve para harcanır.

Değişik Türde Zararlı Programlar

Virüslerle ile zaman zaman karşılaştırılan fakat virüslerden farklı özellikler sahip başka zararlı programlar da vardır. Truva Atları (Trojan Horses) ve Solucanlar (Worms) örnek verilebilir.

Truva Atları(Trojan Horses)

Virüslerin bir alt sınıfları, Truva Atı olarak bilinen, virüslerdir. Esasında Truva Atı teknik olarak bir virüs değildir. Truva Atı, ki bu adı tarihte Truva Savaşları olarak bilinen ve Yunanların uyguladıkları ve kazandıkları bir taktikten alır (Truvalılar'ı yenemeyen Yunanlılar tahtadan dev bir at yaparak bunu savaş tazminatı olarak Truvalılar'a verirler ve kentin kuşatmasını kaldırırlar. Truva atı denilen atın içine gizlenmiş Yunanlı askerler gece olduğunda şehrin kapılarını açarlar ve eğlenceye dalmış olan Truvalılar’ı öldürürler. Günümüzde de aynı işi programcılar yapıyor. Tahta at yerine, bilgisayarlarımıza çeşitli programlar yolluyorlar. Bir tür programdır. Bu program aslında kullanışlı ve cazip gelen şeyler vaat eder yada yapıyor izlenimi verir (oyunlar veya kullanışlı kaçak dosyalar arkasında gelebilir). Fakat içinde kötü niyetli şeyler ihtiva eder ve sinsice bunları arka tarafta kullanıcının haberi olmadan uygular (Bilgisayardaki şifreleri çalmak gibi). Truva Atları asla başka programlara bulaşmazlar.

Çoğu Truva Atı, oturumu açma kimliği ve parolasını çalmak ve sonra da onları ödeme yaparken kullanılan hesabı kullanabilecek bir başkasına e-posta ile göndermek üzere tasarlanmıştır.Bazı Truva Atları da müstehcen iletiler görüntüler veya sabit sürücünün içeriğini siler. Örneğin güvenli görünen veya ücretsiz çevrimiçi bağlanma gibi öneriler sunan bir programı yüklerken Truva Atları alınabilir. Program bir kere yüklendiğinde ve çalıştırıldığında, kötü amaçlı kodlar çalışmaya başlar. Truva Atları ile virüsler arasındaki fark, Truva Atlarının kendiliklerinden bulaşmamaları veya yinelenmemeleridir. Yalnızca kasıtlı olarak; e-posta ile ,disket yolu ile veya bir bilgisayara doğrudan yüklenerek yayılabilirler. Bunun anlamı, virüsten farklı olarak, yalnızca bir kere belli Truva Atı tarafından etkilenilir.

Solucanlar(Worms)

Genellikle ağ bağlantılarını kullanarak yayılan, solucan olarak tanımlanan kodlar, yayılmak için her zaman taşıyıcı bir programa ihtiyaç duyarlar.Solucanlar dosyadan dosyaya yayılma yerine tüm sisteme zarar vererek bilgisayardan bilgisayara yayılırlar. Solucanlar, e-postayı kullanarak ağ üzerindeki bir bilgisayardan diğer bilgisayarlara kendilerini kopyalarlar. Solucanlar, çoğalmak için insan müdahalesine gereksinim duymadıklarından bilgisayar virüslerinden daha hızlı yayılabilirler.

Virüs Çeşitleri

• Yazılımlarına Göre Virüsler

Virusleri yazılım yöntemlerine göre iki grubu ayrılırlar. Buna göre yazılımlarına göre virüs çeşitleri :

o Resident Virüsler

Bu virüsler adından da anlaşılacağı gibi yerleşik (resident) olarak her an bellekte kalan ve her an aktif olan virüslerdir.Yazılımı biraz daha karışık ve detaylıdır.Gizleyici bölümü daha fazla emek isteyen virüslerdir.Örneğin virüs bulaşmış bir dosyanın uzunluğu değişmesine rağmen , gizleyici bölüm bu dosyanın orijinal uzunluğunu vererek kullanıcıyı yanıltır.Genellikle INT 20h,21h,41h gibi kesme sinyalleri sırasında dosyalara bulaşırlar.

Bellekte bulunup bulunmadıkları çok çeşitli yöntemlerle ve anti virüs programları ile anlaşılabilir.Tespit edilip edilememesi virüsün kalitesine bağlıdır.Kalitesi iyi olmayan bir virüs bellek hartalarını veren programlarla rahatlıkla tespit edilebilir.

o Nonresident Virüsler

Bu tip virüsler bellekte yerleşik kalmayan virüslerdir.Ancak bulaştıkları program çalıştığında aktif hale geçerler.Aktif hale geçer geçmez kendilerini bir veya daha fazla dosyaya kopyalarlar.dosya tipi virüs ise bulaştıktan sonra kontrolü asıl programa bırakır. Eğer boot virüs ise bulaştıktan sonra kontrolü işletim sistemine bırakır.Resident virüslere oranla daha iyi ve sinsi bir şekilde korunabilirler.Çünkü bulaştığı program çalıştığı esnada ve kısa bir sürede tahribatını yapıp geri çekilirler.Bellek haritaları ile tespit etmek oldukça zordur.

Nonresident olarak yazılmış boot sektör virüsü pek etkili değildir.Çünkü bir disketten diğerine bulaşabilmesi için bellekte sürekli aktif olması gerekir.Bu yüzden bu tip yazılan virüsler genellikle dosya virüsleridir.

• Etkilerine Göre Virüsler

Etkilerine göre virüsleri iki ana başlık altında toplamak mümkündür.Bunlar:

1-Boot Sektör Virüsleri :

A-Master Boot Record

B-Normal Boot Sektör Virüsleri

2-Program (Dosya) Virüsleri:

A-COM dosya Virüsleri

B-EXE dosya Virüsleri

C-Diğer Virüsler

o Boot Sektör Virüsleri

#61607; Master Boot Record (MBR/Partition Table) Virüsleri :

Boot sektör virüsleri hard diskin veya floppy disketin ilk sektörlerine bulaşır.Dosya viruslerinden farklılıkları dosya çalıştırılmadan aktif hale geçmeleridir. Bilindiği gibi bilgisayar açıldığı zaman ilk devreye giren ünitesi BIOS’ tur.BIOS harddisk'in boot sektöründen geçerli partition table(reverse Word format) imzasını arar.Eğer bu imzayı bulabilirse bu bloktaki bilgileri RAM belleğe okur.Virüs kendisini bu imza yerine veya okunacak bloğa yazdığı taktirde problem burada ortaya çıkar.BIOS'un okuması sırasında partition imzasını gizleyebilir.BIOS görevini tamamlayamayacağı için , bilgisayar açılmaz.Bloğun okunması sırasında virüs yazıcısının belirlediği bir kesme çağırılabilir.Bu durumda bilgisayarın açılması kesintiye uğrar.Blok okunup, Ram belleğe aktarıldıktan sonra ,virüsün etki kısmı çalışarak bilgisayarı reset edebilir veya bir jump komutu ile okunması gerekli olan bazı dosyaları okutturmadan sistemin yanlış yüklenmesini sağlayabilir.Yşte bu türlü işlemler virüs yazmanın mantığını oluşturur.

#61607; Normal Boot Sektör Virüsleri :

Floppy disketlerinde partition table bulunmaz.Aslında harddiskteki partition table'de boot sektördür.Fakat birden fazla işletim sistemi yükleyebilmek için bölümlendirilmişlerdir.Yukarıda hard disk için açıklanan imzalara benzer.Ymzalar disketin sıfırıncı sektöründe de vardır.Virüs bilgisayarın hard diskten açılması sırasında yaptığı işlemleri floppy disketten açılma yapıldığında da yapar.

Yster hard diskten , Yster floppy disketten boot yapılsın daha işletim sistemi yüklenmeden virüs yüklenmiş olur.Yşletim sisteminden önce yüklenmesinden dolayı işletim sistemini istediği gibi yönetebilir.Yani kaleyi içten kuşatmıştır ve savunmayı yenmiştir.

Virüs kendisini partition sektöre veya boot sektöre yazabileceği gibi FAT'a (dosya yerleşim tablosuna)veya partition bölümleri arasına da yazabilir.Buradaki yapacağı işlemlere dosya yerleşim tablosunu bozmak aranılan kütüğü gizlemek gibi örnekler verilebilir.

Her iki çeşit virüsünde çalışma algoritmasının aşağıdaki gibi olduğu söylenebilir.

1-Belirtilen yere bulaşmak için kendini gizle

2-Orijinal boot/MBR sektörünü kontrol altında tut

3-Kendi virüs imzanı ara ve daha önce bulaşıp bulaşmadığını denetle

4-Bulaşılmış ise hareketsiz kal ve boot sektörü terk et

5-Bulaşılmamış ise Kendi kodlarını belirtilen şartlarda boot sektöre yaz

6-Duruma göre hareket et.Gerekiyorsa Resident olarak yerini al

7-Birinci basamaktan itibaren görevine devam et

o Program (Dosya) Virüsleri

Program virüsleri çalıştırılabilir dosyalara bulaşabilen virüslerdir.Programların tanımlanan yerlerine kendilerini kaydederek onlarla beraber çalışırlar.Bu yüzden programın çalıştığı her bilgisayara kolayca bulaşırlar.

Program virüslerinin DOS'un kullanılma özelliklerine göre birkaç tipi vardır.Hangi tip olursa olsun çalışma algoritması hemen hemen aynıdır.Değişik olan kısımları ; gizleyici ve bomba bölümleridir.Kopyalama bölümleri genellikle aynı mantığa dayanır.

o COM Dosya Virüsleri :

Daha önceki bölümlerde açıklandığı gibi DOS ortamından uzantıları COM ,EXE ve BAT olan dosyalar doğrudan çalıştırılabilirler.Bu tur virüslerin yazılımında temel mantık budur. COM uzantılı dosyalar 64 KB 'lık bir segment üzerindedir.COM uzantılı bir program çalıştırıldığı zaman ,DOS tüm bellek alnını bu dosyanın kontrolüne birakır.COM dosya virüsü en kolay ve en hızla yayılan bir virüstür.Virüsün kopyalama kısmı , virüslü bir dosyadan diğerine kopyalama yapar.Kendisine zarar gelmemesi için ,com dosyanın başlangıcını saklar ve kendisinin bir kısmını buraya , bir kısmını da dosyanın sonuna yazar.Virüs yazarının tanımladığı işlemleri ise program çalıştığı sürece yerine getirir.

o EXE Dosya Virüsleri :

EXE dosya virüsleri COM dosya virüslerinden biraz daha farklıdır.EXE dosya virüsü COM dosya virüsü gibi kendisini dosyanın başlangıcına yazmaz.EXE programın başlığında ufak tefek değişiklikler yapmak onun için yeterlidir.Kendisini büyük oranla programın en sonuna yazar.EXE bir dosyaya virüsün kendisini yazması COM dosyaya oranla daha zordur.Genelde minimum bellek ihtiyacını yükselterek etkilerini gösterirler.

• Platformlara göre virüsler

o PC Virüsleri

PC virüsleri kişisel bilgisayarlar(PC’ler) ve DOS ortamı için yazılmış virüslerdir.Bu tür virüsler daha çok DOS ortamında çalışmaları için yapılmalarına rağmen Windows 95 Windows 98,Windows ME,Windows NT ve OS/2 işletim sistemlerinde de çalışabilmektedirler.

o Macintosh Virüsleri

Macintosh virüsleri PC virüsleri kadar problemler çıkarmazlar. Macintosh işletim sisteminde çalışabilecek virüs sayısı gerçekten çok azdır.Bu tür virüsler daha çok okullardan temin edilmektedir. Microsoft ürünü olan işletim sistemlerinin(DOS, Windows...) yaygınlığı göz önüne alındığında,Macintosh işletim sistemi için yazılmış virüslerin azlığı doğaldır.

• Diğer Platformlar

Virüsler hemen hemen her tür bilgisayarda bulunabilirler.Örneğin;gelişmiş hesap makinaları,eskiden var olan Commodore 64 ve Unix bilgisayarları gibi sistemler.

• Diğer Virüsler

Yukarıda bahsedilen virüslerin dışında bilinen BAT ve SYS dosya virüslerde vardır.Bunlara da kısaca değinelim.

o BAT Dosya Virüsleri

DOS ortamından çalıştırılan 3. dosya ,BAT uzantılı dosyalardır.Bu dosyalar binary komut düzeninde olmayıp ASCII komut düzenindedir.

Önceki konulardan hatırlanacağı gibi uzantısı BAT olan dosyalar toplu işlem dosyalarıdır ve kapsamlarında birçok toplu işlem komutlarını içerirler.BAT dosya virüsleri toplu işlem dosyası içerisinde kullanılan emirleri birer COM uzantılı dosyaya çevirirler.Bu durumda sanki bir COM uzantılı dosya çağrılmış gibi çalıştırılmak istenir.Örneğin “CALL” emri karşısında CPU ne yapacağına karar veremediği için sistem ya kilitlenir veya bir interrupt ile kesintiye uğrar.Kullanıcıyı hayret içinde bırakan ilginç virüs tipleridir.

Bazı BAT dosya virüsleri DIR komutunun işlevlerinden yararlanır.DIR komutu çalıştırıldığında , değişik isimli yeni bir dosya oluştururlar.Oluşturulan bu dosya ile debug programını çalıştırır.Kendisini çalıştırmakta olan BAT uzantılı dosyaya adapte edecek yeni program yazar.BAT uzantılı dosya çalıştırıldığında bu dosya içerisinde kendi dosyasını da çalıştırır.

o SYS Dosya Virüsleri

SYS virüsleri oldukça zor yazılan virüslerdendir.SYS dosyalarının başlığını değiştirerek kendilerini kopyalarlar.Resident olarak anti-virüslerden önce yüklenirler.Bu yüzden anti-virüs programı tarafından görülemezler.

Genellikle kurulabilir ünite sürücülerinin işlevlerini engelleyecek şekilde görev yaparlar.Bellek haritasını veren programlarla yakalanması oldukça zordur.

Virüslerin Adlandırılması

Bir virüs adı üç kısımdan oluşur : önek (prefix), ad ve sonek (suffix). Norton Anti-virüs yazılımı virüsleri bu şekilde adlandırmaktadır.

• Önek, virüsün çoğaldığı platformu veya virüs türünü belirtir. DOS virüsleri genelde önek içermezler.

• Ad, virüsün aile adıdır.

• Sonek her zaman olmayabilir. Sonekler aynı ailenin varyantlarını ayırdetmek için kullanılır. Genellikle virüsün boyutunu belirten bir numara ya da bir harftir.

Bu üçü şu biçimde yazılır : Önek.Ad.Sonek.

Örnek olarak WM.Cap.A Cap ailesinin A varyantıdır. WM ise bir Word Makro virüsü olduğunu belirtir. Şu önekler öngörülmüştür :





Önekler



WM Word6.0 and Word95 (Word7.0) altında çoğalan Word Makro virüsleri. Word97 (Word8.0) altında da çoğalabilirler ancak aslen Word97 virüsü değildirler

W97M Word97 Makro virüsleri. Bunlar Word97 için yazılmışlardır ve sadece Word97 altında çoğalırlar.

XM Excel5.0 ve Excel95 için yazılan Excel Makro virüsleri. Bu virüsler Excel97 içinde de çoğalabilirler.

X97M Excel97 için yazılan Excel Makro virüsleri. Bu virüsler Excel5.0 ve Excel95'de de yayılabilirler.

XF Excel Formula virüsleri. Daha yeni Excel belgeleri içine gömülü (embedded) eski Excel4.0 gömülü çalışma sayfalarını kullanırlar.

AM Access95 için yazılan Access Makro virüsleri. A97M: Access97 içinde çoğalabilen Access Makro virüsleri.

W95 Windows95 işletim sistemindeki dosyalara bulaşan Windows95 virüsleri. Windows95 virüsleri çoğunlukla Windows98'i de etkilerler.

Win Windows3.x işletim sistemi altındaki dosyalara bulaşan Windows3.x virüsleri.

W32 Tüm 32-bit Windows platformlarında etkili 32-bit Windows virüsleri.

WNT Windows NT işletim sistemlerinde etkili 32-bit Windows virüsleri

HLLC High Level Language Companion virus. Bunlar genellikle yayılmak için ek bir dosya yaratan DOS virüsleridir.

HLLP High Level Language Parisitic virus. Bunlar genellikle kendilerini bir başka dosyaya iliştiren DOS virüsleridir.

HLLO High Level Language Overwriting virus. Bunlar genellikle host (ev sahibi) dosyaların üzerine kendi bulaşıcı kodlarını yazan DOS virüsleridir.

Trojan/Troj Bunlara virüs değil, Trojan Horse (Truva Atı) denir. Kendilerini faydalı programlarmış gibi gösterirler ancak zarar verici programlardır. Çoğalmazlar.

VBS Visual Basic Script programlama diliyle yazılan virüslerdir.

AOL America Online (Amerika Birleşik Devletlerinde bir internet servis sağlayıcı şirket) ortamına özgü Trojanlardır ve genellikle AOL parola bilgilerini çalmak için yazılmışlardır.

PWSTEAL Parola çalan Trojan programlardır

Java JAVA programlama diliyle yazılan virüsler.







MAKRO VYRÜSLER

Word Makro Virüsleri Nedir?

Makrolar, kullanıcıların işlerini kolaylaştırmanın yanında,kullanıcının bilgisi dışında yazılmış makrolarda kullanıcıların bilgisayarlarına büyük zararlar verebilir.

Kendini kopyalama özelliği olan ve kullanıcının izni olmadan çeşitli görevleri yerine getiren makrolara “Makro Virüs” denilmektedir.Makro virüsler geniş uygulama alanına sahip Word, Excel,Access,PowerPoint,Project,Corel Draw...vs. gibi programların içinde bulunabilir.

Makro Virüslerin yapabileceği görevler,makronun yazıldığı programlama dilinin özellikleriyle sınırlandırılmıştır.Programlama dili,makronun yenilenmesine ,yayılmasına ve bilgisayarı etkilemesine olanak sağlar.En çok kullanılan makro dili olan Visual Basic for Applications (VBA) virüslerin yazımı için geniş özellikler sağlar.VBA gibi makro dillerinin gelişimiyle birlikte Makro Virüslerinde etkinliklerinin artacağı unutulmaması gereken bir gerçektir.Daha komplike bir makro diliyle yazılmış Makro virüsler çok daha zararlı sonuçlar ortaya çıkarabilirler.Bu gelişmiş makro dillerinin uygulamalarda daha sık kullanılmaya başlanmasıyla makro virüsler için olan potansiyel artmıştır.Geçmişte virüs yazan kişiler,virüs yazmak için makro dillerini pek tercih etmemişlerdir.Muhtemelen bunun nedeni ise geleneksel şekilde makro yazımının pek ilgi çekici olmaması yada virüs yazan kişilerin makro dillerindeki potansiyeli keşf edememelerindendir.

Makro virüslerin ortaya çıkmasından önce ,bilgisayar virüsleri çalıştıkları platformlara mahsuslar idi.Örneğin; PC virüslerinin sadece PC’lerde ,Unix virüslerinin sadece Unix makinalarında çalışması gibi.Bilindiği gibi programlar,bilgisayarın kullandığı işletim sistemine göre değişiklik gösterir.Öyle ki,Microsoft Office gibi,hem Macintosh’ larda hem de PC’lerde çalışabilen uygulamalar bile,temelde ,işletim sisteminden dolayı değişiklikler gösterir (Office’in Macintosh versiyonu Windows95 işletim sistemi ile çalışan bir bilgisayarda çalışmaz.).Word’ün yeni versiyonlarında kullanılan VBA’ya ekstra özellikler eklenerek oluşturulan WordBasic makro dili uygulamada özel,fakat platformda özel değildir,yani başka bir deyişle platformdan bağımsızdır.Bunun anlamı;virüs yazan kişilerin hem PC’lerde hem de Macintosh’larda çalışabilen virüsler yazabilecek durumda olmalarıdır.

Makro Virüs yazmak için kullanılan tek program MS Word’ün makro dili, WordBasic değildir.MS Excel ve Lotus Ami Pro gibi programlar içinde yazılmış makro virüsler mevcuttur.Fakat Word’ün kullanım alanının diğer programlara göre daha yaygın olmasından dolayı,Word ile birlikte aktif olan makro virüsler bir hayli fazladır.

Makrolar,dokümanlar içlerinde metin ve metin formatı bilgileri taşımaktan ziyade,grafik dosyaları,video dosyaları gibi şeyleri “taşıyıcı” bir hale gelmişlerdir.Eskiden WordPerfect’te yazılmış olan makrolar,WordPerfect’in dışında,dokümandan bağımsız bir DOS dosyası olarak kayd edilmekteydi.Word’ün yeni versiyonlarında ise makro,Word dokümanının içine yerleştirilmektedir.Bunun sonucu olarak Word dokümanı,makro virüsün bilgisayardan bilgisayara yayılmasında aracılık etmektedir.

Peki virüs nasıl bir dokümandan diğerine geçebiliyor?Buna cevap olarak Normal Şablonu üzerinden diyebiliriz.Normal Şablonu, otomatik makroların ve Word biçimlerinin kodlarının bulunduğu belgedir.Normal Şablonda bulunan makrolar,güvenlik düzeyi sorgulanmadan,tüm dokümanlar için gerçeklenir.

Biçimler yada stiller ,emirleri formatlama koleksiyonlarına verilen isimlerdir.Mesela bölüm başlıklarındaki,yazı biçimini, büyüklüğünü ve özelliklerini belirlemek için “Bölüm Başlığı” adlı bir stil oluşturulabilir (Arial,24pt,Bold gibi) ve “Bölüm Başlığı” adlı stil uygun menüden seçildiğinde,yazılan metne stil otomatik olarak uygulanmış olacaktır.Eğer bu stili,yazılan tüm dokümanlarda kullanmak isteniliyorsa ,stilin adını “Normal” olarak değiştirmek yeterli olacaktır. ”Normal” stili Word’ün başlangıçta dokümanlar için varsaydığı stildir.Bu varsayılan stil Normal.dot (Normal Şablonu) adında bir dosyada saklar. Normal.dot dosyası da diğer dokümanlar gibi makro virüs taşıyabilir.Bütün yeni oluşturulan dokümanların Normal.dot dosyasının üzerine kurulmasından beri,eğer Normal.dot virüslenmişse,daha sonra oluşturulan bütün yeni dokümanlarında virüslendiği görülebilir.

Makro Virüs Tehlikesi Nasıl Başladı?

Makro Virüs terimi beş yıldan daha uzun bir süredir kullanılmaktadır.Makro virüs yayılımına karşı geliştirilen pek çok güvenlik önlemine rağmen hâlâ makro virüsler milyonlarca bilgisayar kullanıcısında korku yaratmaya devam etmektedirler.

Ylk MS Word makro virüsü ”Concept” Ağustos 1995’te,Windows 95 ve MS Office’in yeni versiyonunun çıkması ile birlikte ortaya çıktı.Birkaç gün içinde bu virüs, dünya çapında on binlerce bilgisayara bulaşarak büyük bir salgına yol açtı ve tüm dünyada büyük bir yankı uyandırdı.Burada belirtilmesi gereken bir noktada,anti-virüs şirketlerinin bu yeni virüs çeşidine hazır olmamalarıydı.Bu yüzden anti-virüs şirketleri, anti virüs yazılım motorlarını değiştirmek yada yeni anti-virüs motorları üretmek zorunda kalmışlardır.

Ylk MS Excel makro virüsü olan “Laroux” ’da Temmuz 1996’da ortaya çıkmıştır.Bu virüs aynı anda ,dünyanın farklı bölgelerinde bulunan (Güney Afrika ve Alaska) iki petrol şirketinin faaliyetlerini felce uğratmıştır.

Mart 1997’ye meşhur Melissa virüsünün yazarı David Smith’in yazdığı “ShareFun” adlı virüs damgasını vurmuştur.

Mart 1998’de,başka bir Office uygulaması olan MS Access , “AccessiV” adında bir virüse karşı kurban durumuna düşmüştür.yaklaşık bir yıl sonrada MS PowerPoint makro virüsü olan “Attach” adlı virüsün saldırıları başlamıştır.

1999’da makro virüslerin sayısı ,virüslerin başka programlarda da çalışmaya başlamasıyla hızla artmıştır.Mayıs ayında Corel Draw grafik editörü makro virüsü olan “Gala” ve Ekim ayının sonuna doğru ortaya çıkan MS Project görev zamanlayıcısı makro virüsü olan “The Corner” virüsü ve Mart ayının sonunda çıkan “Melissa” virüsü 1999 yılında çıkan virüslere örneklerdir.

1999’da ortaya çıkan ve “Multi-platform makro virüsleri” olarak tanımlanan çeşitli virüsleri de görmekteyiz.Bu virüslerin özelliği,birkaç Office uygulamasında birden çalışabilmeleridir.Aynı anda Word,Excel ve PowerPoint dosyalarının üçünü birden etkileyebilen,bilinen ilk virüs olan “Triplicate” bu tür virüslere örnek olarak gösterilebilir.Bu tür virüsler bilinen virüsler içinde en komplike olanlarıdır.Bu virüslerin kullandığı Stealth tekniği (virüsü,doküman içinde görünmez yapar) ve Polymorphism (virüsün zaman zaman kodunu değiştirmesi,şifrelemesi) nedeni ile tespit etmek ve yok etmek çok zordur.

2000 Love Bug (diğer adıyla LoveLetter) bugüne kadarki en başarılı e-posta virüsü oldu. Palm işletim sistemi için de ilk virüs boy gösterdi, ancak hiçbir kullanıcıya bulaşmadı.

Niçin Makro Virüsler Bu Kadar Yaygındır?

Geçmiş yıllar boyunca makro virüsler listelerde sürekli zirvede kalmışlardır.Uluslar arası Bilgisayar Güvenliği Birliği’ne göre makro virüsler,virüsler içinde üçte ikilik bir yere sahiptirler.Kapersky Laboratuarlarına göre de bu oran yaklaşık olarak %55 civarındadır.Bu oran bile makro virüslerin yaygınlığını göstermeye yeterlidir.Makro virüslerin bu kadar yaygın olması şu faktörlere bağlanabilir.

• Makro virüslere karşı savunmasız olan Office uygulamaları,kullanıcılar arasında son derece yaygın olarak kullanılmaktadır.Günümüzde,tüm bilgisayar kullanıcıları Office yada Office’e benzer uygulamaları günlük çalışmalarında kullanmaktadırlar.

• Bu uygulamalar için geliştirilmiş anti-virüs sistemlerinin sağladığı güvenlik derecesi çok düşüktür.Microsoft uzmanlarının MS Office 2000’de güvenlik probleminin çözüleceğini söylemelerine rağmen ,Office uygulamaları geçmişte olduğu gibi makro virüslere karşı savunmasız kalmıştır.

• Bir makro virüs yazmak çok basittir.Mesela MS Word için bir virüs yazmak isteyen birinin ihtiyacı olan sadece VBA Programlama dilinin temellerini öğrenmektir.Diğer programlama dilleri ile karşılaştırıldığında VBA,içlerinde en basit ve öğrenilmesi en kolay olanıdır.Aynı zamanda VBA sahip olduğu özellikler ile de virüs yazan kişiye bilgisayardaki bilgilere zarar verme ve bilgisayarı uzun süre kullanılmaz hale getirme imkanı verir.

• Çoğu Office uygulaması MS Outlook yada MS Exchange gibi posta programlarıyla uyumlu olarak çalışmaktadır.Bu,makro virüslere posta programlarına erişme imkanı sağlar.Böylece makro virüs kendini çok hızlı bir şekilde milyonlarca bilgisayara yayabilir.

• Bilgisayar kullanıcıları arasında en çok paylaşılan dosya türleri Word dokümanlarıdır.Ynsanlar,arkadaşları ve tanıdıkları ile hiç şüphe duymadan dokümanları değiş tokuş ettikleri için makro virüsler şüphe duyulmadan çalıştırılabilmektedir.





HACKER TARYHY

1969 Öncesi. Önce bir telefon şirketi vardı Bell Telephone, Ve zamane hacker’ları Tabii, 1878’de onlara hacker denmiyordu henüz. Telefon santrallerine operatör olarak alınmış, onun telefonunu buna, bununkini ona bağlayan şakacı birkaç genç idi.

ABD’nin dahiler çıkaran ünlü üniversitesi MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) bilgisayarlar kullanılmaya başlandığında, bazı öğrenci ve asistanlar, bu makinelerin nasıl çalıştığını çok merak ettiler, bu yeni teknoloji hakkında ne varsa öğrenmeye çalıştılar. O günlerde bilgisayarlar, ısı kontrollü cam odalarda kilitli olan devasa makinelerdi.

Bu ağır ****l yığınlarını çalıştırmak binlerce dolara mal oluyordu. Programcılar bu dinozorları pek de kolay kullanamıyordu. Bu yüzden, zeki olanlar, hesaplama işlemlerini daha çabuk yapabilmek için “hack” dedikleri programlama kısa yolları yarattılar. Bazen bu kısa yollar orijinal programdan daha iyi tasarlanmış oluyordu.

Belki de bütün zamanların en iyi hack’lerinden biri, 1969’da, Bell laboratuarlarındaki iki çalışanın, Dennis Ritchie ve Ken Thompson’un bilgisayarların artık açık kurallarla çalıştırılması gerektiğini düşünmesiyle yaratıldı. Ykili, geliştirdikleri bu yeni standart işletim sistemine UNIX ismini verdiler.

1970-1979. 1970’lerde siber cephe alabildiğine açıldı. Bu işle ilgilenen herkes, kablolarla bağlanmış bir dünyanın nasıl çalıştığını araştırmaya ve bulmaya çalışıyordu. 1971’de, John Draper isimli bir Vietnam gazisi, Cap’n’Crunch (mısır gevreği markası) kutusundan çıkan promosyon düdüklerin 2600 MHz tonda ses çıkarttığını fark etti. Bedava telefon görüşmesi yapmak için düdüğü telefonun alıcısına üflemek yeterliydi.

O zamanın hacker’ları, “phreaking” adı verilen bu tür yöntemlerin kimseyi incitmediğini, telefon hizmetinin sınırsız bir kaynak olduğunu ileri sürüyorlardı. Hackerlar dünyasında tek eksik sanal bir kulüp binası idi. Dünyanın en iyi hacker’ları nasıl tanışacaklardı 1978 de, Chicago’lu iki genç, Randy Seuss ve Ward Christiansen, ilk kişisel BBS’i (Bulletin Board System - Yılan Tahtası Sistemi) kurdular. BBS’ler günümüzde halen çalışıyor.

1980-1986. Bildiğiniz gibi IBM firması, 1981’de bağımsız işlemcisi, yazılımı, belleği ve depolama birimleri olan yeni bir bilgisayarı duyurdu. Bu modele PC (Personal Computer-Kişisel bilgisayar) adını verdiler. Bu makinelerden biriyle istediğinizi yapabilirdiniz. Gençlerin Chevrolet’lerini bırakıp PC’lere, “Commie 64” (Commodore64) ve “Trash-80”lere (TRS80-Tandy) düştükleri zamanlardı bunlar.

1983 yılında çevrilen War Games (Savaş Oyunlary) adlı film, hacker’lıgı farklı bir cepheden ele aldı: Bu film izleyicileri hacker’ların her bilgisayar sistemine girebileceği konusunda uyarıyordu.

Her geçen gün daha fazla kişi online dünya ile tanışıyordu. Askeri amaçlarla kurulan, sonradan üniversiteler arasında bir ağ haline gelen ARPANET, artık Internet’e dönüşüyordu; BBS’lere karşı tam bir ilgi patlaması yaşanıyordu. Milwaukee’de kendilerine The 414’s diyen bir hacker grubu, Los Alamos Laboratuarlaryndan Manhattan’daki Sloan-Kettering Kanser Merkezi’ne kadar değişen pek çok kurumun sistemine girdiler. Artık polisin işe karışma zamanı gelmişti.

Büyük Hacker Savaşı. 1984’e, kendine Lex Luthor adını veren bir kişi Legion Of Doom (LOD - Kıyamet Lejyonu) adlı hacker grubunu kurdu. Adını bir çizgi filmden alan LOD, en iyi hackerlara sahip siber-çete olarak ün saldı. Ta ki grubun en parlak üyelerinden Phiber Optik isimli gencin, grubun bir diger üyesi Erik Bloodaxe ile kavga edip kulüpten atılmasına kadar. Phiber’in arkadaşları rakip bir grup kurdular: Masters Of Deception (MOD). 1990’den itibaren, LOD ve MOD, iki yıl boyunca online savaşlar sürdürdüler, telefon hatlarını kilitlediler, telefon görüşmelerini dinlediler, birbirlerinin özel bilgisayarlarına girdiler. Sonra Federaller (FBI) olaya el attı, Phiber ve arkadaşları tutuklandı. Bu olay, bir dönemin sonunun geldiğini haber veriyordu.

Yasaklar (1986-1994). Devlet de online olunca, eğlence bitti. Kongre, ciddi olduklarını göstermek için, 1986’da Federal Computer Fraud and Abuse Act (Federal Bilgisayar Sahtekarlıgı ve Kötüye Kullanma) adı altında bir yasa çıkardı. Bu boyutta hacker’lık ağır bir suç oldu.

1988’de Robert Morris Internet worm (Internet solucan’ı) adını verdiği bir hack yöntemi ile ortaya çıktı. Net’e bağlı 6000 bilgisayarı göçerterek, yeni yasayla yargılanan ilk kişi oldu. Sonuç: 10.000 dolar para cezası ve çok fazla saat toplum hizmeti.

Bir süre sonra, tutuklananları saymak için parmaklar yetmemeye başladı. Aynı yıl Condor takma adıyla tanınan ünlü hacker Kevin Mitnick, Digital Equipment Company şirketinin bilgisayar ağına girdi. Yakalandı ve 1 yıl hapis cezasına mahkum oldu. Sonra adaşı Kevin Poulsen telefon hatlarına girmekle suçlandı. Kevin hemen ortadan kaybolarak 17 ay boyunca saklandı.

Sundevil Operasyonu, ABD hükümetinin ülkedeki tüm hacker’ları (LOD dahil) ele geçirmek için 1990’da başlattıgı bir operasyondur. Bu girişim bir işe yaramadı; ancak bir yıl sonraki Credux operasyonun MOD’ın 4 üyesinin hapisle cezalandırılmasıyla sonuçlandı. Phiber Optik federal hapishanede bir yıl geçirdi.

1994’den Bugüne. 1994 yazında, Rus mafyasının eline düştügü ileri sürülen Vladimir Levin adlı bir genç, Citibank’ın bilgisayarlarına girerek müşterilerin hesaplarından, bir söylentiye göre 10 milyon dolardan fazla parayı (resmi açıklamaya göre 2.5 milyon dolar) Ysrail’deki banka hesaplarına transfer etti. Levin, 95 yılında Interpol tarafından Heatrow Havaalanında tutuklandı; Citibank yaklaşık 400.000 dolar haricinde tüm parasını geri aldı. Hackerların ard arda tutuklanması siber ortamda ani bir dolandırıcılık azalmasına neden oldu.

Bunu ister anarşinin sonu, ister serbestliğin ölümü olarak adlandırın, artık hacker’lar romantik anti-kahramanlar, sadece bir şeyler öğrenmek isteyen farklı (tuhaf) insanlar olarak kabul edilmiyorlardı. Dünya piyasasını Net üzerinden yönetme vaadiyle filizlenen online ticaret, korunmaya ihtiyaç duyuyordu. Hacker’lar birden dolandırıcı niteligi kazandılar.

Peki şimdilerde neler oluyor? Internet dünyasında yasadığı yöntemlere sıkça başvuruluyor, ancak eskisi gibi efsaneleşmiş isimler çıkmıyor.

Yine de Aldous Huxley’in bir zamanlar söylediği gibi, olaylar görmezlikten gelinmekle yok olmazlar. Bilgisayar yer altı dünyasında hep söylenen şu sözü de unutmayın: iyi bir hacker’san, ismini herkes bilir. Ama büyük bir hacker’san kimse kim olduğunu bilmez.

HACKER VE LAMER

Lamer : 14 ile 50 yaş arası bir kitledir, fazla bir bilgiye sahip olmaksızın ve fazla bir emek harcamadan site kırmak veya başkalarının bilgisayarlarına girmek gibi işlerden haz duyarlar, %100 oraninda hazır bilgiye bağımlı oldukları için bu camiadan pek fazla yeni fikir çıkmaz. Hacker : 17-25 yas arası bir kesimdir, bu yaş gurubundakiler bilgisayarın Türkiye’de yeni yeşerdiği zamanlardan beri bilgisayar kullandıklarından oldukça maharetlidirler tabi olarak. Çoğunlukla en az bir bilgisayar dili veya işletim sistemi üzerine yoğun bilgi sahiptirler, bilgisayar hayatlarının önemli bir kısmını meşgul eder. Bilgi paylaşımı esas teşkil ettiği için bir bilgiyi alır geliştirir ve diğer hackerlar ile paylaşırlar. Hackerlık ile lamerlik farklı şeylerdir, ancak biri diğerinden kötü falan değildir. Bu daha çok fotograf makinesi olan bir insanla, fotoğrafçılık yapan bir insanı karşılaştırmak gibi bir durum olur.

HACKERLERYN KULLANDIKLARI YÖNTEM VE PROGRAMLAR

• TROJANLER

Hackerlar trojan (diğer adı ile RAT=Remote Access Tools) adı verilen programları kullanırlar.Peki trojan nedir? Adını Truva Atı'ndan alan progr*****lar olan trojanların ikiyüze yakın çeşidi mevcut ve her gün yenileri çıkmakta.Hepsinin çalışma yöntemi aşagı-yukarı aynı.Server,client ve editör denen üç parçadan oluşuyorlar.En sık kullanılanlardan bazılarının adlarını söylemek gerekirse ; Bladerunner, Deepthroat, Girlfriend, Schoolbus, Netbus, Subseven, Striker, Doly, Wincrasher, Voodoo, Netsphere .Dediğimiz gibi sayıları iki yüze yakın, ancak hit olan sadece iki tane.Tüm dünya ile birlikte Türk hackerlarının gözdesi olan bu programlar Subseven ve Netbus trojanlardır.Bunlar arasından da en genel hatta Türk hackerlarının kullandığı program Subseven‘dır.

o SERVER'LAR

Trojan denilen programların ilk parçalarına server denilir.Hacklenecek bilgisayarda bir kez çalıştırılması yeterlidir.Çalıştığı bilgisayar net'e her bağlandığında,kullanıcının haberi olmadan,"ben buradayım ve bu bilgisayarın arka kapısını açtım,haydi bağlan" mesajını verecektir.Bilindiği gibi bir bilgisayarda yaklaşık 40000 kapı yani port vardır.Bunların ilk 1000 adedini bilgisayarınız kullanır.Kalan 39000 kapı normalde kilitlidir.Yşte bu server adı verilen programlar, hırsızlar tarafından bu kapılardan birini açsın diye yazılırlar.Her trojanın açtığı bir kapı vardır. Subseven trojan en çok 1243 no'lu kapıyı açsın diye yazılır. Peki server denen bu ajan parça bilgisayarınıza nasıl girer.Bu işin en kolay yolu, server'ı masum bir programa yapıştırmaktır.Bu işi sağ mouse darbesi ile açılan kes-yapıştır modu ile yapamazsınız.Genellikle joiner, silkrope gibi programlar bu iş için yazılmışlardır.Nasıl kullanacağınızı ilerde anlatacağız.Serverları bir bilgisayarda çalıştırmanın diğer yolu icq, irc gibi sohbet programlarında güveni kazanılmış kişilere yollamaktır. Kullanıcı programa clikler ve artık bilgisayar işgale açıktır.Serverla enfekte hale gelmenin ülkemizdeki en sık nedeni net'ten bilinçsiz program indirmektir.Güvenilir bir siteden indirdiğiniz programları bile,açmadan önce kesinlikle iyi bir antivirus ve antitrojan programından geçirmek şarttır.Trojanları tanıyan antivirus programlarına AVP,antitrojan programlara da cleaner'ı ve Norton,McAfee,F-Prot gibi ünlü antivirus programlarını örnek verebiliriz.Subseven trojan üçlü bir pakettir.Piyasadaki son versiyonları 2.0 ve 2.1 Gold adlarını taşıyor.

o EDYTÖR

Server'ı islediğimiz şekilde kurmaya yarayan parçadır.Operasyonun en hassas bölgesi diyebiliriz.Önce EditServer yazan yeni dosya açılır.Açılan alttaki pencereden "next"e cliklenir.Burada size server'a nasıl ulaşabileceğini soran cümle ile karşılaşırsınız.Eğer server'ı A: disketine kaydedilmişse “a:server.exe” yazılır.Belgeler bölümüne kaydedilmişse “c:Belgelerimserver.exe” yazılır. Adresi yazıp alttaki next'e clicklenir yeni sayfaya geçilir.Bu sayfada server'ın hangi porttan yayın yapacağını sorar.1243 en iyisidir.Solundaki minik kutuyu işaretlenir.Altta pasaport yerleştirmek isteyenlere hitap eden satır vardır.Soldaki minik kutuyu işaretleyip iki kez pasaport girilir.En alttaki minik kutuyu işaretlenmez yoksa asla geri dönemezsiniz. Şimdi "server'ın adını koyun" sorusu çıkmaktadır.Default tuşu en iyisidir.Altta yerleştikten sonra izini kaybettir anlamına gelen küçük kutu var,işaretlenir.Beşinci aşama,server'ın ilk çalışması ile sahte bir hata mesajı verme opsiyonudur.Configure tuşu ile bir mesaj beğenilir.Bu bölüm opsiyoneldir.Yedinci bölümde kullanıcıya ad verilmesi istenir. Sekizinci bölümde,server nereye yerleşeceğini sorar.Less known ve unknown metotları seçilir.Eğer hata ile server'ı kendi aletinizde çalıştırırsanız, bir daha zor kurtulursunuz.Şimdi ki aşamada server'ı sonu exe ile biten bir programa yapıştırma şansı verilmekte.C: driver taranıp,istediğiniz bir programa yapıştırılarak kullanıcılara gönderilir.Alttaki soruda,başkalarının server'ınızı açmaması için pasaport sorulmaktadır.Sadece,save a new copy bölümünü tıklayıp yeni server'ımızın kaydı alınır.Sol en alttaki kutuyu işaretlenerek işlem bitirilir.

• KARŞI KULLANICIYI HACKLEME

Subseven programını açınca karşımıza çıkan programda öncelikle soldaki sıralı kutucuklardan "connection"ı seçilir.Beş bölümden ilk olarak ip scanner'ı seçin.Bildiğiniz gibi internete bağlandığında şirket tarafından bir numara verilir.Bu no'lar veezy'de 212.29 ile,turknet'te 212.57 ile, superonline'da 212.252 ile başlar.Sağda açılan start ip kutucuklarını doldurulur. Veezy kullanıcısını haclemek için 212.29.60.2 yazılır. end ip numaralarına 212.29.233.255 yazılır. Port kutusuna 1243, delay kutusuna 4 yazılır.Sağ üstteki scan tuşuna basınca,tüm bu numaralar aralığında bilgisayarında server olan şahısları arar.Bulduğu numaraları ortadaki büyük kutuda sıralar.Oltaya takılan bu no'yu enüstteki ip: yazan yere koyun.Sağdaki port no hala 1243 olmalı. Şimdi sağ en üstteki connect yazısına tıklanır.Bağlantı kurulunca en altta connected yazısı görülür.Eğer kurbandaki server pasaportla korunuyorsa members.xoom.com/netvampiri/files/subpass.exe dosyası çekilir.Bunu açıp,kurbanın ip numarasını yazılır ve change(değiştir)tuşuna basılırsa, pasaport predatox olarak değişir.Tekrar subseven'la kullanıcıya bağlanıp yeni pasaportu girilir.Connection bölümünde diğer bir şık,server options bölümüdür.Buradan kullanıcının server'ına yeni pasaport koyma, portunu değiştirme gibi olanaklara kavuşulur.Ykinci bölüm keys/messages bölümüdür.Burada klavye girilirse, kullanıcının klavyede bastığı her tuş görülebilir. Get cache ve get recorded tuşları ile net şifrelerine el koyarsınız. Files / windows ana şıkkında file manager'a girerseniz kullanıcının tüm dosyalarına ulaşılır .Ystediğiniz çekebilir hatta silinebilir.

Bir sonraki sayfada bazı trojan programı isimleri ve bunların bilgisayarlarımızda kullandığı portların numaraları verilmiştir.







PORT Trojan'ın ismi

21 - Fore, Invisible FTP,FTP, WebEx,WinCrash

23 - Tiny Telnet Server, Telnet, Wingate

25 - Antigen, Email Password Sender,Haebu Coceda, Shtrilitz Stealth, Terminator

31 - Hackers Paradise

80 - Executor

456 - Hackers Paradise

555 - Ini-Killer, Phase Zero, Stealth Spy

666 - Satanz Backdoor

1001 - Silencer, WebEx

1011 - Doly Trojan

1170 - Psyber Stream Server, Voice

1234 - Ultors Trojan

1243 - SubSeven Default Port

1245 - VooDoo Doll

1492 - FTP99CMP

1600 - Shivka-Burka

1807 - SpySender

1981 - Shockrave

1999 - BackDoor

2001 - Trojan Cow

2023 - Ripper

7301 - NetMonitor

7306 - NetMonitor

7307 - NetMonitor

7308 - NetMonitor

7789 - ICKiller

9872 - Portal of Doom

9873 - Portal of Doom

9874 - Portal of Doom

9875 - Portal of Doom

9989 - iNi-Killer

10067 - Portal of Doom

10167 - Portal of Doom

11000 - Senna Spy

11223 - Progenic trojan

12223 - Hack´99 KeyLogger

12345 - GabanBus, NetBus

12346 - GabanBus, NetBus

12361 - Whack-a-mole

12362 - Whack-a-mole

16969 - Priority

17000 - Kuang2

20001 - Millennium

20034 - NetBus 2 Pro

21544 - GirlFriend

22222 - Prosiak

23456 - Evil FTP, Ugly FTP

26274 - Delta

31337 - Back Orifice





ESSENTYAL PROGRAMI

Essential net tools (gerekli internet araçları) bu program bilgisayarlar arası dosya alışverişi sağlayan ve internet üzerinden paylaşımı açık insanların bilgisayarlarına girebilmenizi sağlar

Programı indirdikten sonra bilmemiz gerek ilk şey ip numarasının ilk iki epizotunun değişmedigi son 2 epizotunun değiştiğidir ve buna göre ip numarasının son epizotu 1 ile 255 arasında olduğundan biz bir ip numarası alındığında Starting IP yerine yazınca sonunu 1 Ending IP bölümüne yazınca da sonunu 255 yapılır.



Bulduğuz ip numarasını yazdıktan sonra Go tuşuna basılır ve o ip numarası arasındaki bütün bilgisayarlar çıkacak ondan sonra b RS bölümde YES yazan bilgisayarlara sağ tuş ile tıklayıp Open Computer denilir. Genelde ise C ve D gözükür öyle bilgisayarlara girip istenilen her şey yapılır.Unutulmaması gereken tek şey var oda paylaşımı açık bir bilgisayara girmek için bilgisayarımızın paylaşıma açık olması gerekir.







EXPLOYT PROGRAMLARI

Exploitler,bir sisteme erişim almak ya da sahip olduğunuz erişimi arttırmak için yazılmış küçük progr*****lardır.Ayrıca exploitlerin işlevine göre serveri crash etme özellikleri de olabilir.Çeşitleri ;

Local Exploit :Local exploitler,sisteme erişimi olan kullanıcılar tarafından çalıştırılabilir.Bu tip exploitler sayesinde basit bir kullanıcı,sistemde yönetici hakkına bile kavuşabilir.

Remote Exploit : Remote exploitler, sisteme hiç bir giriş izni olmadan çalıştırılabilir.Bu tip exploitler sayesinde kendi bilgisayarınızda çalıştırdığınız bir script ile hiç bir erişiminiz olmayan bir bilgisayarı ele geçirebilirsiniz.

Cgi Exploitleri :Bu tip exploitler cgi scriptlerinde bulunan açıklardan yararlanırlar. Güvenlik sitelerinde yüzlerce cgi exploitlerine rastlayabilirsiniz.Günümüzdeki en popüler hacking yöntemlerinden biridir.Özellikle web üzerinde çalıştırılan scriptlerde programcının yaptığı hatalardan yararlanan kullanıcılar,önemli dosyalara ulaşarak sisteme zarar verebiliyorlar.

NUKE

Windows 3.1x, Windows 95 ve Windows NT de "Microsoft Network Client" vardır. Dosya ve yazıcı paylaşımı için geliştirilmiş bir teknik. Önceleri sadece NetBEUI protokolünü desteklerken bu gün TCP/IP veya IPX/SPX protokolü ile de bu client çeşidini kullanabilirsiniz. Nuke olayı bir bug'dan kaynaklanmaktadır. Eğer "Microsoft Network Client" i kullanıyorsanız bilgisayarınızda 137,138 ve 139 nolu portlar aktif demektir. Bilgisayarlar bu portlardan haberleşir. Ne yazık ki burada bulunan bir bug, başkalarının sizin bilgisayarınızı çökertmesine neden olmaktadır. Hatta yine aynı portlardan bilgisayarınıza girip şifrelerinizi çalabilir, dosyalarınıza erişebilirler.139 nolu porttan özel bir kod gönderilirse bilgisayarınız kesin çöker. Eğer bir patch uygulanmamışsa.Çözüm olarak Windows'unuzun ağ ayarlarından "Microsoft Network Client" i ve "NetBEUI" i kaldırılır. Eğer kullanmak zorunda olunursa Microsoft'dan patch alınır. Eğer işe yaramazsa "Microsoft Network Client" i TCP/IP ile kullanılır. Ayrıca nukler MIRC ,ICQ gibi sohbet programlarının bug (hata) larında dan yaralanılarak kullanıcı bilgisayara zara verilebilir. Aslında bu tür nukler işletim sistemine değil bu programların çalışmasını etkiler buda işletim sistemini etkileyerek dolaylı olarak sistemin durmasına yol açar.

Hackerlardan korunma yöntemleri

1)Tanımadığınız kişilerin yolladığı dosyaları almayın.Tanıdığınız kişilerin hatta arkadaşlarınızın da sizi hacklemeye çalışabileceğini de unutmayın!

2)Sürekli bir Antivirüs programı bulundurun ve sürekli internetten update (yani yeni virüsleri tanıması için) edin!(Antivirüs bölümünde gerekli programları bulabilirsiniz.)

3)Ynternetten çektiğiniz veya başkalarından aldığınız dosyaları antivirüs kontrolünden geçirmeden açmayın!

4)Ara sıra hard diskinizin tamamını virüs taramasından geçirin.

5)Ynternetten çektiğiniz ve bilmediğiniz programları sakın açmayın.Eğer güvenilir bir kaynaktan çektiyseniz ne olduğunu görmek için açabilirsiniz ama bir virüsse bilgisayarınızı bile çökertebilir.

6)E-Mail , Ycq , vb. hesaplarınızda '111111' , 'asdf' , doğum tarihiniz , hayvanınızın ismi gibi şifreler kullanmayın.Bunları genelde tahmin etmesi kolaydır ve çabuk hack edilir.

7)E-Maillerinize gelen **şifreniz kayboldu , hemen bilgilerinizi şu adrese bildirin' gibi mesajlarda bir hackerdan gelmiş olabilir.Bu hatta tanıdığınızdan gelen bir e-mailde olabilir..Ama bilen birinin istediği adresi göstermesi hiçte zor değil!Yani isterse size beyaz saraydan e-mail yollanmış gibi bile yapabilir...







Firewall ve Anti Virüs Programları



Firewall

Firewall diye bilinen programlar, bilgisayarınızın portları ile internet arasına yerleşerek yapancı veya sizin onaylamadığınız girişimlere mani olurlar. Özellikle bilgisayarınızda bir trojan var ise bile firewall sayesinde, trojan ile başkalarının size ulaşmasını önler. Firewall virüs veya trojan bulmaz sadece internete giriş kapılarınız olan portları kontrol altına alarak istemediğiniz bilgi giriş çıkışlarına mani olur. Bu programlar sık binen trojanların kullandıkları portları kontrol ederler veya bilgisayarınızda sizin kontrolünüz haricinde işlem yapıldığında sizi uyarırlar.



Ayrıca Firewall yerel ağın internete bağlı olduğu sitemlerde internet üzerinden gelen diğer istenmeyen kullanıcıların yerel ağa girmelerini önler bunun için firewall programının yerel ağı internete bağlayan ana bilgisayarlara veya sistemlere kurulur.



Çoğu netwok güvenlik üzerine kurulmadığından bu gibi networklerde firewall bulunması o networklerin güvenliği açısından bir gerekliliktir.

Firewall’ ların genel mantığı sisteminize onay verilmeden (authorization) kullanıcıların girmemesini sağlayarak sisteminizi teorik olarak dışarıdan görünmez hale getirmektir.

Bir firewall genel olarak yasal kaynaklardan ve gideceği hedefin adresinden oluşur. Bu şartlara uymayan her paketi geri çevirir. Buna adres filtreleme(Address Filtering) denir.

Yki firewall bir arada düşünürsek; gateway’den ve ya gateway’e gönderilmedikçe hiçbir paketi almayan ve geri çeviren bir yönlendiriciyi oluştururlar.

Global Ağdaki bir makineye bağlanmak için, ilk önce gateway a bağlanmanız gerekir. Bunun ardından global networke geçebilirsiniz.





Nuke Nabber 2.9: IRC Kullanıcıları arasında en çok tercih edilen programdır. mIRC programının DDE adı verilen özelliği sayesinde Nuke adi ile genellenen ICMP saldırılarına karşı sizi korur. Programı kurduğunuz zaman dikkat etmeniz gereken nokta IRC’nin içerisindeki DDE Server ile Nuke Nabber 'in ayarlarındaki DDE Server’ın ayni ayarlara sahip olmasıdır, eğer bu ayarı doğru yapmazsanız programın hiç bir etkisi kalmaz. Ayarları yapmak için önce mIRC programında Options (Alt+O) mönüsüne girin. Ekrana gelen pencerenin solundaki bölmede General özelliğinin altında Servers bölümü bulunmaktadır. Servers özelliğini seçtiğiniz zaman pencerenin sağ kısmında açılan DDE Server kısmında “Enable DDE Server” seçeneğinin yanına işaret koyun ve Service Name kısmına mIRC ya da dilediğiniz bir isim yazın. Şimdi aynı ayarı Nuke Nabber programını açarak yapalım. Options mönüsünde General bölümünü seçin ve karşınıza gelen IRC client kısmından mIRC’yi seçin ve hemen altındaki DDE Services kısmında yer alan mirc ibaresini Del seçeneğiyle silin ve yerine Add diyerek mIRC programına eklediğiniz DDE Server adini girin ve pencerenin sağ kısmındaki Enable DDE Link seçeneğini aktif hale getirin. Artık program kurulumda gelen portlara karşı olan saldırıları engelleyecektir ve saldırının yapıldığı Internet adresini (IP) size bildirecektir. Programda daha gelişmiş ayarlar da yapılması mümkün. Örneğin Advanced mönüsü içerisinde ekli olan portlara yabancı bir paket geldiği zaman sizi bir sesle uyarmasını isterseniz General mönüsünde Play Sound seçeneğini aktif hale getirip Browse ile sisteminizdeki bir sesi bu özellik için tanımlayabilirsiniz. Herhangi bir porta yapılan saldırıyı, o portu yoğun paket trafiğinden korumak amacıyla (0-60) saniye süresiyle kapatarak etkisiz hale getirebilirsiniz. Bunun için ise Disable Port for 60 se conds seçeneğini aktif hale getirmelisiniz. Port tarayıcı programlar ile o an listen (dinleme) halinde olan yani potansiyel saldırıya açık port'larınızın bulunmasını istemiyorsanız Block Port Scanners seçeneğini aktif hale getirmelisiniz. Belirli bir adresten yoğun bir saldırı altındaysanız bu adresten gelen paketleri sonsuza dek reddetmeniz gerekebilir. Reddetmek için Ignore mönüsünden adresi yazabilir ve Add diyerek red listenize ekleyebilirsiniz. Artık yanlış nick şifresi girmek yada IRC sunucularının birbirlerinden kopmaları (split) dışında sizi hiç bir güç IRC sunucusundan düşüremez.

Conseal PC Firewall: Hem ev hem ofisinizi korur. Aslında büyük sistemleri korumak amacıyla hazırlanmış bu program ev kullanıcılarına da hitap ediyor, bildiğiniz gibi günümüzde Internet üzerinde AltaVista, Yahoo gibi büyük siteleri günlerce ulaşılamaz hale getirmiş saldırı programlarına erişmek mümkün, dolayısıyla evinizdeki bilgisayarı da nispeten büyük saldırılara karsı korumak için firewall kullanmak iyi bir çözüm olacaktır.

Lockdown 2000: Hem Firewall hem Trojan temizleyici, firewall olarak pek fazla özelliği bulunmayan bu program trojan temizleyici ve network koruyucu özellikleri de taşıyor. Programın içerisinde whois, traceroute gibi tarama yapabileceğiniz özelliklerin yanında, yeni bir versiyon çıktığı anda Internet site sine bağlanarak kendi kendisini yenileme özelliği de bulunuyor. Programın koruyucu özelliğini harekete geçirmek için uygulama penceresinde sol alt kısımda bulunan icq/nukes/troj yazısının yanındaki Options düğmesine tıklayın ve karsınıza gelecek ekranda 3 seçeneği de işaretleyin. Program ilk seçeneklerim ile bilgisayarınız açıldığı anda çalışmaya başlıyor ve trojanlara karsı sizi uyarabiliyor. ICQ programına yapılan saldırıları da engelleyen program tek basına yetersiz kalabilir ancak diğer programlarla birleştiği zaman etkisi artacaktır.

Zone Alarm: Yerel ağıda kontrol edin Yşte gerçekten protokolleri ayırt edebilen ve sizi uyaran bir firewall programı. Bu program evinizdeki sisteminizi yardımcı programa ihtiyaç duymadan koruyacaktır. Programı çalıştırdığınızda dikkat etmeniz gereken noktalar pencerenin üst kısmındaki kilit işaretinin "Unlocked" olması, eğer bu yazı "Locked" ise firewall tüm internete çıkışınızı kilitler. Bu işaretin hemen altındaki mönüde 5 seçenek bulunuyor. Alerts: Programı çalıştırdığınız andan itibaren programın size yaptığı tüm uyarıları burada tek tek görebilir ve gözden kaçan uyarıları okuyabilirsiniz. Aşağıdaki Log Alerts to a txt file seçeneğinden bu uyarıları bir dosyaya kaydetmek de mümkün. Lock: Yukarıda anlattığımız Internet’i kitleme ve açma opsiyonu daha detaylı bir şekilde bu mönüde mevcut. Ysterseniz bu meniden internete erişecek programları şifre ile çalıştırmanız mümkün. Security: Bu mönüde ise sisteminizde çalışan sunucuları ve yerel ağ korumasını ayarlayan Local ile Internet bağlantısını ayarlayan Internet seçeneği mevcut. Her ikisine de 3'er koruma seviyesi mevcut. Programs: Programlarınızın internette ve yerel ağa/sistem içine olan paket çıkışlarını şifrelemeniz yada açmanız mümkün. Configure: Programı nerede yer alacağını belirlemek, açılışta başlamasını ayarlamak, yada kendi sitesinden yeni versiyonlara yükseltme yapmak bu mönüden ayarlanabiliyor.

Black Ice Defender: Saldırıları grafiğe dönüştürün LockDown 2000'e benzer olarak koruma anlamında önünüze fazla seçenek sunmayan Black Ice Defender'in en büyük özelliği makinenize gelen paketlerin listesini önünüze sunması ve bu saldırıları seçerek hakkında bilgi sahibi olabilmeniz. Firewall’a çalıştırdığınızda karsınıza gelen ekrandaki Attacks seçeneğinden saldırıyı yapan adres, saldırı türü,boyutu ve zamanını görebilirsiniz. Intruders seçeneğinden saldırı yapan kısının adresine tıkladığınızda o makineden size gönderilen tüm paketleri görebilirsiniz. History seçeneğinde makinenize gelen paketleri zamana göre grafik haline getirebilirsiniz. Information mönüsü ise program hakkında bilgi sahibi olmanızı ve Buy seçeneği ile lisanslı kullanıcı olmanızı sağlar. Programı ayarlamak için Tools mönüsünden Edit Blackice Settings seçeneğine tıklayın ve karsınıza gelen yeni bir ekran ve mönüler olacak. Protection seçeneğinde 4 değişik seviye mevcut bulunuyor. Packet Logging seçeneğinde yapılan saldırıları bir log dosyasında saklamak ve sisteminizin basında olmadığınız anlarda yapılan saldırıları incelemeniz mümkün kilinmiş. Blocked Adresses ve Trusted Adresses seçeneklerinden istediğiniz IP adreslerini engellemeniz yada kısıtlamasız paket kabul etmeniz mümkün.

AT Guard: Firewall programı sizi internetten gelen tehlikelere karsı esnek ayarları ile koruyacaktır. Programı kurduktan sonra Settings özelliğini açın ve karsınıza gelen meniden ayarlamaları yapmaya başlayalım, Ad Blocker mönüsünde çeşitli kısaltmaları içeren web adreslerini blok etmeye ayarlayabiliriz. Bu kısaltmalar içerisinde örneğin "/ad/" geçenleri blok ediyorsak birçok sitede karsımıza çıkan reklam pencereleri gelmeyecektir. Privacy menusunda zararlı olabilecek çerezleri belirli kurallar ekleyerek zararsız hale getirebiliriz. Firewall menusu ise adından da anlaşıldığı gibi bizi en çok ilgilendiren kısım. Enable firewall seçeneğini işaretleyerek altta kullanıma açılacak kısımda kurallar eklememize olanak verecektir. General mönüsünde firewall’ın çalışıp çalışmamasını belirleyebilir ve programa bir şifre atayabiliriz. About mönüsünde ise programın kullandığı kaynakları, versiyon bilgisini bulabilir ve üreticinin sayfasını ziyaret edebilirsiniz .

Norton Personal Firewall: Symantec firmasının geliştirdiği bu firewall kişisel bilgisayarların internette güvenliği için hazırlanmıştır. Kullanımı kolay ve Symantec firmasının geliştirdiği norton antivisüs programıyla birlikte çalışarak sistem güvenliğini artırmaktadır. Ayrıca program kullanımı sırasında ayarları yapılarak kullanacağını internet programlarının kontrolünü kolaylıkla sağlamaktadır.

Antivirüs Yazılımları

Virüs yazılımları bilgisayarımızdaki virüsleri bularan ve bunalı temizleyen güvenlik programlarıdır. Bu programların genel olarak virüsleri inceledikleri programların üzerinde virüs izleri arayarak virüsleri tanırlar. Virüs izleri ise virüslerin kendilerini kopyaladıkları dosyalardaki makine dili algoritması olarak tanımlayabiliriz. Fakat buda yetmemekte ve kendi kodlarını değiştirebilen virüslerde yazılarak antivirüs programlarını yanıltabilirler. Bu tür virüsler için ise farklı teknikler kullanılarak belirlenmektedir. Bir çok firma virüs programları geliştirmiştir. Bu programlardan beklenen genel özellikler ise;

• Güncellenebilir olması: internet üzerinden kendilerini yeni çıkan virüslere karşı yenileyebilmelidir.

• Sürekli güncellenebilir olması.

• Virüsleri aktif hale gelmeden tanıyıp, etkisiz hale getirmesi

• Yşlemler sırasında altta çalışarak virüsleri belirleyebilmesi

• Yşlemciyi çok yormaması

• Hızlı tarama yapması

• Virüs tanıma kapasitesinin fazla olması

Bu özelliklere sahip bir çok virüs programı bulunmakta bu virüs programlarının en çok bilinen ve kullanılanları ise şunlardır.

• McAfee Associates, Inc: Bu program kendini internet üzerinden update etme özelliği ile yeni geliştirilen virüsleri tanıya bilmektedir. Program, bilgisayar kullanımı sırasında arkada çalışarak aktif hale geleden virüsleri tanıya bilmektedir. Kolay bir kullanıcı arayüzü bulunmakta.

• IBM Anitvirus : Bu program büyük bilgisayar sistemlerinin virüs güvenliğini sağlar. Ağa bağlı sistemler üzerindeki işlemleri kontrol eder. Yoğun işlemci gücü istemekte bu yüzden ev kullanıcıları tarafından pek tercih edilmez.

• Norton Antivirus : Çok kullanılan bu program update özelliği var ve hızlı tarama yapma özelliği ile en çok tercih edilen anti virüs programıdır.

• F-Prot: Bu program internet üzerinden ücretsiz olarak verildiği için sık kullanılan virüs programları arasında dır belli tarihler arasında çalışır. Zamanı geçen programı internetten güncelenmiş olarak indirerek kullanabilirsiniz bilgisayarı kendi boot ederek işletim sistemine bağlanan virüsleride etkisiz hale getirir.
 

Users Who Are Viewing This Konu (Users: 0, Guests: 1)

Üst