Tiyatro kökenli bir oyuncusunuz, daha önce sizi BKM’nin projelerinde de izledik, sinema filmlerinde yan rolleriniz vardı, şimdi sanırım ilk kez bir uzun metrajda başrol oynuyorsunuz. Göl Zamanı projesine katılmanız nasıl oldu?
Emre Canpolat: Aslında başka bir rol için deneme çekimine çağırıldım. BKM sürecinden sonra Mutfak'taki çizgimizden farklı işler yapmak istiyordum zaten. Senaryoyu okuyunca baya heyecanlandım Göl Zamanı için. Cafer (Özgül) Bey bana “seni Refik için düşünüyorum” dediğinde heyecanım ve mutluluğum katlandı tabii.
Emre Canpolat, Göl Zamanı Filmini Anlatıyor!
ile Melis Zararsız
Bu cuma gösterime giren yerli yapımı, başrol oyuncusu Emre Canpolat'a sorduk. Genç oyuncu kariyerini ve filmi Beyazperde.com takipçileri için anlattı!
158 Paylaşım
Önceki Sonraki
2 / 9
Bir dönem filminde oynamak nasıl bir deneyim? Bize kısaca filmden ve rolünüzden bahseder misiniz? Rolünüze nasıl hazırlandınız?
Emre Canpolat: Dönem filminin bilimkurgu bir yanı varmış aslında. Hep meraklı olmuşumdur zaten bilimkurguya. Şu anki teknolojilerle yapabileceğiniz en iyi zaman yolculuğu. Size öğretilen resmi hikayelerden fazlasını öğrenmek, anlamak için de bir fırsat. Göl Zamanı bence; hayatta karşımıza çıkan o yol ayrımlarının çok şiddetli yaşandığı bir film.
Refik keskin kararları bir anda alabilen ve idealleri uğruna kendine dahi sırtını dönebilen bir karakter ama sadece kararlılık başarı getirmiyor tabi. Zaten ideallerinin altını da yeterince dolduramamış biri. Filme hazırlanırken Cafer (Özgül) Bey ile uzun uzun konuşmalar yaptık. Hem tek tek, hem de diğer oyuncu arkadaşlarımla bir araya gelip senaryoda yazan ve yazmayan her şey hakkında uzun uzun konuştuk. Karakterleri didikledik. Dönemle ilgili bildiğim, bildiğimi düşündüğüm her şeyi yeniden sorguladım; ama en çok kendimi sorguladım. Film her ne kadar dönem atmosferinde de geçse aslında zamanı aşan evrensel bir boyutu var. Refik’le ortak yanlarımızı keşfettikçe dehşete düştüm aslında. Bu süreç bana ciddi bir yüzleşme kapısı açtı.
Oyunculuğun yanı sıra sahne amirliği görevinde de bulunmuşsunuz, bundan bahseder misiniz?
Emre Canpolat: Aslında tiyatroya başladığım zamandan beri hep sahne arkası da çalıştım. BKM Mutfak'da da sahne amiri seçelim dediğinde Yılmaz abi gönüllülerden biri oldum. Seçimle iş başına geldim; ama sonra elime yapıştı. Sahne arkası çalışmayı severim zaten. Dekorunu çakan, sahnesini kuran, oyununu oynayan bir geleneğe ait hissediyorum kendimi. Hayatta çok savruk ve dağınık olsam da tiyatroda çok disiplinliyimdir. Sahne arkasında çok işe yarıyor bu mesleki disiplin.
Cafer Özgül nasıl bir yönetmen, onunla çalışmak nasıldı?
Emre Canpolat: Cafer Özgül özel bir insan, iyi bir yönetmen. (Şimdi böyle söyleyince çok sade olmuş gibi geliyor; ama tanıyınca hak verirsiniz). Hem ön hazırlıkta hem de sette onunla çalışmak benim için bir şanstı. Var olsun, çok film çeksin.
Setten bize anlatabileceğiniz değişik anılar var mıdır?
Emre Canpolat: Biraz önce disiplinliyim dedim ya... Sette de disiplinliyimdir. Hatta çok uzun zamanı fire vermeden atlattım. Safranbolu setinin sonlarına doğru duygusal olarak çok ağır bir sahne çekiyorduk. Begüm'le karşılıklı genel planı oynuyoruz. Gayet de iyi gidiyor. Derken sahnenin en önemli anında bir müzik sesi yayıldı sete. Durdum... Herkes telefonunu kontrol ediyor, bakalım ihale kime çıkacak diye düşünüyor. Ben başka derin bir iç hesaplaşma içinde müziği dinliyorum... Sonra çıkardım paltomun cebinden telefonu kapattım... Telefonun çalması kötü; ama öyle bir anda çalması, o zamanlama hayret verici derecede kötü. Özür diledim, bir yarım saat ara verdik kendimizi toplamamız için. Oyuncunun üzerinde telefon olmaz hele hele bir dönem filminde... Ama aralarda beklerken konsantre olabilmek için müzik dinleyerek kendimi ortamdan uzaklaştırıyordum. Unutmuşum paltonun cebinde telefonu. Büyük bir utançla güzel bir ders aldım sonunda.